<BGSOUND src=\"http://xn--kildnmesi-37a.com/wp-content/uploads/2011/10/kildönmesi.wma\" loop=infinite>

Şubat 2010 için Arşiv

KIL DÖNMESİ KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

Tıp dilinde Pilonidal Sinüs olarak geçen kıl dönmesi toplumda çok sık rastlanan bir hastalık değildir. Ancak bir kez yaşandığı zaman tekrar nüksetme ihtimali oldukça yüksek olan bir rahatsızlık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şu ana kadar bunun tersini gösterecek bir tedavi şekli bulunamamıştır.  Tedavi çözümleri genişletilmeye devam ederken, kıl dönmesi probleminin genelde kimler üzerinde görüldüğünü belirlemek adına yapılan araştırmalar göstermiştir ki kadınlara oranla erkekler daha potansiyel gözükmektedirler. Bunun sebebi ne yazık ki şu an belirli olmasa da hastalığın tedavisi adına yapılan araştırmalar sonuçların bu yönde olduğunu göstermiştir.

Hastalığın daha çok görüldüğü cinsiyetin erkekler olması biraz aslında erkeklerin kıl yapısı bakımından daha yüksek bir yoğunluğa sahip olmasıdır. Bu elbette kıl dönmesini bir bayanın yaşayamacağı anlamına gelmemektedir. Ancak bir yüzdeleme yapılırsa erkekler buradan daha büyük bir pay dilimiyle ayrılır. Buna ek olarak yapılan araştırmalar sonucu belirlenen bir olgu da şişman kişilerin bu hastalıktan daha muzdarip olduğudur. Bunun nedeni ise şişman kişilerin ter bezlerinin zayıf bireylere oranla daha fazla çalışmasıdır. Elbette bunu da genele yayamayız ancak kıl dönmesi oluşumunun yaşandığı bölge daha çok kuyruk sokumu olduğundan, kilo fazlası ne kadar artarsa bu bölgede biriken kılların farkedilmeside o kadar güç olmaktadır. Böylece sürtünme sonucunda ter bezi deliklerinden içeri giren kıl miktarıda artmış olur.

Yaş aralığı incelenecek olursa daha çok gençlerde görüldüğünü söylemek mümkündür. Bunun sebebi yaş olarak daha küçük bireylerin cilt yapılarının daha hassas olması ve kılların ter bezi deliklerinden giriş yapmasının daha rahat olmasıdır. Bir aralık belirlemek gerekirse genellikle 15 -25 yaş aralığı saptanabilir. Ayrıca genellikle 30 yaşından sonra kıl dönmesi rahatsızlığına rastlanması bir hayli güçleşir. Bu yaştan sonra kıl dönmesi oluşumu görülürse, bunun çok daha önceden başlamış bir süreçte olduğu düşünülür.

LAZERLE KIL DÖNMESİ TEDAVİSİ

Diğer yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi kıl dönmesinin oluşum nedeni kuyruk sokumuna sırt, baş, bel gibi bölgelerden düşen kıllardır.  Toplumun %1 lik kesiminde görülen bir rahatsızlık olsada tekrar nüksettiği bilinen bir gerçek olduğu için sürekli yeni tedavi şekilleri bulunmaya çalışılmıştır. Hala da bu çalışmalara devam edilmektedir.

Şu an da kıl dönmesinden kurtulmanın yolu ne yazık ki lazerle tedavi şeklinde olmamaktadır. Bu konuda ki araştırmalar hala devam etmektedir. Evet lazer yöntemi birçok hastalığın tedavisinde uygulanılabilirlik açısından birinci sırada gelmektedir. Ancak kıl dönmesi bu rahatsızlıklardan biri değildir. Lazerle kıl dönmesi tedavisi daha çok kıl dönmesi ameliyatından sonra hastalığın tekrar nüksetmesini önlemek amacıyla uygulanmaktadır. Yani kıl dönmesi rahatsızlığını sonlandırmak için yine tıpta uygulanan yöntemlerin tercih edilmesi gerekmektedir. Bu ameliyat şeklinde tedavi yöntemi olabileceği gibi flap yöntemi de kullanılabilir. Dediğimiz gibi tedavi yöntemlerinin çeşitliliği seçim yapmanız açısından çok daha uygundur. Kıl dönmesi ameliyatının narkozla yapılması en çok tercih edilen yöntem olmamakla birlikte yaşattığı iş kaybı nedeniyle günümüzde daha az tercih edilmektedir. Her halikarda konumuz olan lazerle kıl dönmesi tedavisi’nin uygulanması için hangi yöntemin seçildiği önem teşkil etmez .

Lazerle kıl dönmesi tedavisi tam olarak; kıl dönmesi tedavi edildikten sonra bölgede bulunan kılların lazer tedavisiyle yok edilmesidir. Kıl dönmesinin yaşanabileceği bölge genelde kuyruk sokumu olabildiği gibi kıl çıkan yani ter bezlerinin olduğu herhangi bir yer olabilir. Burda amaç hastalığın oluştuğu bölgede bulunan kılların, hastalığın  tekrar nüksetmesi ihtimaline karşı lazerle alınmasıdır.  Bu tekrar kıl dönmesi yaşanma ihtimalini minumuma indirdiği gibi psikolojik olarakta kişiyi bir hayli rahatlatır. Bunun sebebi kıl dönmesi rahatsızlığını yaratabilicek alanların kıldan temizlenmesidir. Lazerle kıl tedavisi sıklıkla uygulanan ve herhangi bir yan etkisi bulunmayan bir çözümdür. Tedavinin süresi bölgede bulunan kıl miktarına ve yoğunluğuna göre değişebildiği gibi seanslar halinde bölge tamamen temizlenene kadar devam eder.

KIL DÖNMESİ NASIL TEDAVİ EDİLİR ?

Kıl dönmesi rahatsızlığı sıklıkla görülen bir rahatsızlık olduğu için birçok tedavi tekniği geliştirilmiştir . Sürekli bu tedavi yöntemlerinin çeşitlilik göstermesinin nedeni ise tekrar edilebilirliğinin yok edilememesidir. Bu anlamda uygulanan bir çok teknik ve yöntem ne yazık ki kıl dönmesi sorununu tamamen ortadan kaldıramamıştır.  Bu tedavi çeşitleri ameliyatsız tedavi, açık bırakma tekniği , yarı kapama tekniği, klasik teknik, kapalı pansumansız teknik ve son dönemlerde özellikle sıklıkla kullanılan flap tedavi yöntemleridir.

En çok tercih edilen tedavi yöntemlerinden biri ameliyatsız tedavidir. Bunun sebebi diğer tedavi yöntemlerinin uygulanmasından sonra uzun süre işgücü kaybı yaşanmasıdır. Bu işgücü kaybı süresi yaklaşık 6 – 8 hafta arasında değişmektedir. Ayrıca bu tür tedavilerde genellikle zorunlu yatma pozisyonunda olmak gerekir. Bu yüzden her ne kadar tekrarlama ihtimalini azaltan tedavi çözümleri olsa da yarattığı kayıp sebebiyle çok fazla tercih edilmemektedirler. Ameliyatsız tedavi’nin tercih edilme sebebi ise operasyondan sonra günlük hayatınıza geri dönebilme şansınızdır. Herhangi bir dinlenme ya da işgücü kaybı yaşatmadığı gibi narkoz riski, enfeksiyon, ameliyat sonrasında ağrı, pansuman gibi zorlu evreleri de atlatmış olursunuz.  Ameliyatsız tedavinin uygulama şeklinden biraz bahsetmek gerekirse ;  sırt, omuz ya da baş gibi bölgelerden düşerek kuyruk sokumunda toplanan ve burada bulanan ter bezi deliklerinden içeri giren kıllar 2 – 3 mm’lik cerrahi aletler kullanılarak bu kıl yumakları çıkarılır. Bakteri ve kıllardan tamamen temizlenen bölgede belirli bir genişlikte ( içeride bulunan kıl yumağına göre değişebilir.) boşluk oluşur. Bu boşlukta varolan herhangi bir enfeksiyon ya da bakteriyi tamamen temizleyebilmek amacıyla içeriye kimyasal maddeler verilir. Oldukça kolay bir uygulama gerektiriyormuş gibi gözüken bu tedavi yöntemi eğer başarılı ve deneyimli bir cerrah tarafından uygulanırsa hiçbir sorun yaşanmaz ve tedavide ki başarı yüzdesi artış gösterir.

Son yıllarda uygulanmaya başlanan yeni bir yöntem ise Flap tekniği adı verilen bir yöntemdir. Kıl dönmesi sorununa çare olabilecek bu yeni yöntem ameliyatla uygulanılan bir yöntemdir. Ameliyatla sorunlu bölgeden alınan kıl dönmesi sonucunda alanda oluşan boşluk yerine, vücudun uygun bir bölümünden dayanıklı kılsız bir cilt parçası alınarak dikilir. Farklı bir yöntem kullanılarak dikilen bu cilt parçası sonucunda uygulanan tedavi diğer ameliyatlı tedavilere oranla daha ağrısızdır. Ancak yarattığı iş kaybı nedeniyle tercih edilme oranları düşüktür.